Şiirnesli - Şiirin doğru adresi

BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER

Kategori: BEHÇET AYSAN — admin 20 Kasım 2008 @ 01:43

BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER

Hoşça Kal Ayak İzim

Serseri Sokaklarda

Hoşça Kal

Kendine Bir Başka Gökyüzü Büyüten

Kardeşim

Gece Feneri

Hoş çakal Kal Çaldığım

Islık

Söylediğim Türkü

Doludizgin Karlarda.

Hoşça Kal

Annemin

Yüzü

Hep Beyaz Yaşmaklı

Sırı Dökülmüş Bir Yalnız

Aynada.

Hoşça Kal

Dolunayın

Altında

Ihlamur Ağaçlarına

Kazıdığım

Şey

Hoşça Kal Uzaklarda Yanan

Anızların Parıltısı Hoşça Kal.

Bir Gün Gelecek Bu Gün De

Bir Anı Olacak Nasılsa

Oturduğumuz Bu Masa

Bu Kum Saati, Bu Rüzgar, Bu Eski

Komodin

Bu Kırık

Sandalye

Bu Kelepir Yürek

Bu Aşk

Nasılsa.

Hoşça Kal Ayak İzim

Serseri Sokaklarda

Hoşça Kal

Yarım Kalmış

Duvar Yazıları

Hoşça Kal

Bir Gün Gelecek

Akacak Yeraltı Suları

Hoşça Kal

Yakut, Bezirgan, Gön

Hoşça Kal Eski Zaman

Aktarları

Gidiyorum

Bu Şehri Bu Yağmuru

Bu Düşleri

Bu Aşkı Bu Kavgayı Bu Kederi

Size Bırakarak.

 BEHÇET AYSAN

 

BİR EFLATUN AŞK

Kategori: BEHÇET AYSAN — admin @ 01:42

  BİR EFLATUN AŞK

Benim O Hep Fırtınalarla Boğuşan Ruhum

Yorulmuyor Yaşamaktan.

Midyat’lı Bir Gümüş Ustasıdır, Süryani

Ve Yüzündeki Çıban Gibi

Yüreğinde Yaralar

Taşımaktan.

Yorulmuyor Yorulmuyor

Ağır İşçi

Kedere Ve Aşka Çalışmaktan

Kiminde Peçeli Bir Gülüş Çağırıyor

Kiminde Kovuluyor Kapılardan.

Bak Sabah Yaklaşıyor Birazdan Ufuk

Moraracak

Sevgilim Çıplak Sokaklarında

Ayak Seslerim Dolaşsın

Yasak

Irmaklarında Yıkanayım

Avuçlarına Karlı Öpüşler

Bırakayım

Rüzgar

Unutulmuş

Bir Dağ Çeşmesine

Götürsün Bizi.

Zamanın Saatleri Unuttuğu

Şavkıyan Bir Dağ Çeşmesine.

Ey Eflatun Aşk

Bana Eflatun Yağmurlar

Yağdırabilir Misin

Getirebilir Misin Geçen Günleri Geri

Tutup Yıldızları Yanıma Oturtabilir Misin

Sana Neyi Anlatayım

Her Sarnıç Küflü Bir Yağmuru

Her Sevda Bir Ayrılığı Yaşar.

BEHÇET AYSAN

 

KIRIK BİR KURŞUN KALEMİN ŞİİRİ

Kategori: BEHÇET AYSAN — admin @ 01:40

KIRIK BİR KURŞUN KALEMİN ŞİİRİ

Yollar Uzak Ay Bedir

Sırtımda Gümüş Hançer

Yürürüm De Ölemem

Kan Damlatır Karanfil.

Usulca Mavi Bir Kar

Kara Geceye Düşer

Tutuşur Fundalıklar

Gelir Kalbimi Yakar.

Gün Olur Belki Öper

Ay Işığı Acıyı

O Yaralı Cerenler

Yanık Sulara İner.

Yollar Uzak Ay Bedir

Sırtımda Gümüş Hançer

Yürürüm De Ölemem

Kan Damlatır Karanfil

BEHÇET AYSAN

BEYAZ BİR GEMİDİR ÖLÜM

Kategori: BEHÇET AYSAN — admin @ 01:40

BEYAZ BİR GEMİDİR ÖLÜM

Sen Bu Şiiri Okurken

Ben Belki Başka Bir Şehirde Olurum

Kötü Geçen Bir Güzü

Ve Umutsuz Bir Aşkı Anlatan

Rüzgarla Savrulan

Kâğıt Parçalarına

Yazılmış

Dağıtılmamış

Bildiriler Gibi

Uzun Bir Yolculuğa Hazırlanan

Yalnız Bir Yolculuğa.

Çünkü Beyaz Bir Gemidir Ölüm.

Siyah Denizlerin Hep

Çağırdığı

Batık Bir Gemi

Sönmüş Yıldızlar Gibidir

Yitik Adreslere Benzer

Ölüm

Yanık Otlar Gibi.

Sen Bu Şiiri Okurken

Ben Belki Başka Bir Şehirde Ölürüm.

BEHÇET AYSAN

ÖLÜM DİRİM GÜNLERİ

Kategori: BARIŞ PİRHASAN — admin @ 01:39

ÖLÜM DİRİM GÜNLERİ

Sözcükler yine

Işıltılı, şişman, ince, gülünç, acıklı

Kimi eski dost

Kimi kadın

Kimi yabancı.

Bunu ben yazmışım

Bunu da

İnanılır şey değil bunu da ben yazmışım.

Kantinde çay içerken konuşuyorum

Gilindre’de dam üstünde sesim dolaşıyor

Söylev yerindeki:

O da benim

Peki hangisi gerçek

Gür ve binlerce

Binlerce akarsuya ulanacak olan.

İten güç hani?

Bu sözcükler gördüğüm taş yığınlarından

Okuduklarımdan, insan yüzlerinden

Boş ve anlamsız imgeler mi?

Çok az gördüm satırlarımın

Birini etkileyip sarstığını

Gördüklerimin de çoğu esrimiş

Boşalacak yer arıyorlardı.

Türkülerim, doğrusu en çok beni değiştirdi

Beni koşturdu peşlerinden

Elimden tutup bir yukarı çıkardı.

Arıyorum titreşimin kaynaklarını

“Güzel” demeden

“Kavga” demeden önce

Hangi demirin hangi candamarı kestiğini

Sesler değişik

Anlam bağıl ve değişkenmiş

Olsun

Pıt pıt atan yüreğine inmek bir sürecin

Bütün bu çabalara değmez mi?

Ölüm-dirim günleri yaklaşıyor

Gövdemde gerginlik

En küçük halk birimlerinde kıpırdanmalar

Yönetenlerin beceriksizliği…

Türkülerim

Ağır çamurlu çizmeler geçecek üzerlerinizden

Yarın, pasaklı mürekkep lekeleri diyecekleri size.

Bunlar beni elden ayaktan düşürmüyor.

Duyuyorum dağlardan, köşebaşlarından, koğuşlardan

Duyuyorum odalardan, ciplerden, ırmaktan

Duyuyorum dışımda insan yüreklerinden, dudaklarından

Zorlu ve engin bir çığlık yürüyor dudaklarıma.

BARIŞ PİRHASAN

 

AŞKIN

Kategori: BARIŞ PİRHASAN — admin @ 01:38

AŞKIN

Yaşayamadığım bir şeysin sen, elinden tutup sokağa

çıkamadığım

Kış günü bir avuç kar süremediğim yüzüne

Otlar ve çiy damlalarıyla sevişemediğim

Kımıldatmayan bir bakış, bir söz

Tam söylenecekken açıp kapıyı

Karanlık ağzımı ışıklandıran, yakan fotoğrafları

Gümüş laledan masamda, birden leylak..

Dirhemleyen sevincimi ışıktan tartacında

Can alıp veren, su verip gönül yağmalayan

Kurnaz bakkal, hırkama göz diken

Yaşayamadığım bir şeysin sen, kokular dağıtıp

Kendine yeni adlar yakıştıran

Beynimde cıva damlacığı, şehvetin sinir telleriyle

Dokuyan kazaklarımı, göz çukurlarımı aşkın

Tılsımlı gövdesiyle ovan

Yastıkta bir yumak saç

Boynu kıvrılıp ölmüş güvercin, dokunamadığım

Şeylersin sen, bitiremediğim…

BARIŞ PİRHASAN

TEŞEKKÜR SANA

Kategori: BARIŞ PİRHASAN — admin @ 01:38

TEŞEKKÜR SANA

Bırakalım bugün güçlü gergin sözleri

Yoruldu beynim, tenim, gözlerim

Aşka sözcük aramaktan yoruldu

Yordu beni içimin düşmanı

Çitim aşıldı az önce, kapım kırıldı

Bozuldu evim

Bırakalım yiğitlik türkülerini

Tek mektupların değsin elime

Tek senin soluğun

Sarsın beni sustursun

Şu uğursuz bando sesini

Adın tılsımdı

Elimden tutan biricik

Yinelendikçe en güzel günlerim

Gelir yanıma, halam kızları

Manda sütü, iplik olta, dereboyu

Çalsın darbuka, göbekler, gülücükler

Açılırdı bütün kilitler adınla

Yalnız sana yazmakla dayandım

Dağların, toprağın uğultusuna

Buzlu karanlık, tanınmaz bakışlar

İçimde yer kaymaları

Seninle uyandım gün ortası, koşarken

Sanaydı gülümsediğim

Sesini duydum, adımı kıpırdadı

Dudakların, bitti sürgün günlerim

Övgü sözleri kalsın

Yol bittikçe yenik

Yolcuyum ben

Sana dönmüştü yüzüm

Sayım sayıldı, günüm doldu

Bir bilet, sallanır durur

Elimin ucunda

Teşekkür sana, ömrümün bir yanını

Okşadın, canımı yaktın

Yolcu ettin

BARIŞ PİRHASAN

MİLYON KERE AYTEN

Kategori: Ümit yaşar Oğuzcan — admin @ 00:40

MİLYON KERE AYTEN

Ben bir Ayten´dir tutturmuşum
Oh ne iyi
Ayten´li içkiler içip
Sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten´e beş var
Ya da Ayten´i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten´i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten´li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten´i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten´i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Yalnızlığı, Ağlamayı Bilir misin?

Kategori: Güzel Şiirler — admin 19 Kasım 2008 @ 12:42

Bilir misin yalnızlık ne demek? Bilir misin gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı? Uzattın mı elini bir yıldız boyunca belki tutarım diye farkında olmadan?

Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar? Hiç küstün mü hayata? Aslında kendindir küstüğün küçüğüm……

Kapatıp gözünü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair? Bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar.

Kızdın mı kendine günlerce? Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç? Bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen hiç susmayan sen.

Sevdin mi birini? Her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi? Sevdiğini pencerenin önünde?

Bir yudum sevgi için dilendiğin oldu mu sert bakışlardan? Yaslanacak bir omuz aradın mı?Birden güldüğün oldu mu sebepsiz? Her şeyde kendini bulmadın mı hiç? Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını,istemediğin oldu mu uymayı?

Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı? Ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç? Sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne? Büyüdüğünü fark edip zamana düşmen oldun mu?

Hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya?

Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar? Belki sen ağlamayı bilmiyorsundur, sevmeyi bilmediğin gibi…..

İki damla yaş değildir ağlamak. Önce hüzünlenmek sonra düşünmek,hayal etmek anıları yaşamak büyük bir özlem içinde o küçük oyuncak bebeğe sarılmak…..

İşte budur ağlamak ve yalnızlığı yeniden yaşamak…

Sensizlik diyarlarında geziniyorum,her gün…..

Her sana uzandığımda ellerim boşlukta yalnızlığın verdiği ızdırapla kıvranıyor. İleride bir gün buluşacağı ellerin hayaliyle yaşıyor. Bir gün uzaklara gidip unutuldun hissine kapılırsan hayatının en büyük hatasını yapmış olacaksın. farkında olmadan birilerin kalbinde,birilerin beyninde,birilerinin gözlerinin önünde olduğunu bilmeyeceksin. Bunun için ağlayacaksın. boş yere göz yaşı dökeceksin ama bunun boş yere olduğunu asla bilmeyeceksin  hayatının anlamını,varolmanın bazılarına verdiği mutluluğu yaşattığın o güzel duyguyu asla anlamayacaksın ANLAYAMAYACAKSIN…..

SAİT ÇAMLICA

SEN SEN SEN

Kategori: Yavuz Bülent Bakiler — admin 16 Kasım 2008 @ 23:27

 

SEN SEN SEN

 

Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,

Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.

Hiç kimse aramasa sormasa beni

Sen gelsen yeter..

 

Huzur ellerinin güzelliğidir.

Gözlerin karşımda mutluluk denizi.

Her sabah soframızda ekmeğimizi

Sen bölsen yeter..

 

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin

Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam

Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam

Sen dolsan yeter..

 

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.

Bende sabır sende naz..

Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz

Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

 

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,

Sende karar kıldığını…

Ve içimin şerha şerha yarıldığını,

Sen bilsen yeter..

 

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..

Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..

Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,

Eğilsen yeter.

 

YAVUZ BÜLENT BAKİLER

Bir Sonraki Sayfaya Geciniz >>>